Üç şubatta deriz o vakit biz de diyeceğimizi.../ Zeynel Abidin Kaplan

 
 
Birkaç gündür dilimin ucunda bir mısra; “Hava döndü, işçiden, işçiden esiyor yel”(1)
Hava döndü, havayı döndürdü Tekel işçileri.
Ankaranın soğuğuna inat sıcacık, inatla direniyorlar ve kırkını çıkardılar direnmenin.
Havayı döndürüyorlar.
Hadi diyorlar; 4 a lılar, 4 b liler, 4 c liler, 4924 lüler hadi…
Hadi radyasyonla, hastalıkla, yoksullukla, ayrımcılıkla boğuşan sağlık emekçileri…
Hadi itfaiye işçileri, Taşeron sağlık işçileri, ataması yapılmayan öğretmenler, vekil ebeler hadi...
Hadi kriz bahanesi ile aldıkları asgari ücretin bile bir kısmı ellerinden alınan işçiler…
Hadi güvencesizler, güvenceliler( !)
Hadi diyorlar  “Ölmek Var Dönmek Yok.”
Birkaç gündür içim kıpır kıpır.
İçim içime sığmıyor. Bir kendime kızıyorum, bir arkadaşlara, sendika genel merkezlerine hadi diyorum kıpırdanın… Soğuğa inat ısıtın yürekleri…Tekel işçileri kazansın, biz kazanalım…
Senlik benlik bitsin bizlik olsun.(1)
Hadi kıpırdanın “Hava döndü…”
Birkaç gündür alıp başımı gidiyorum Sakarya caddesine…
Rahatsız olan esnafa bakıyorum. Gerçekten rahatsız olan var mı? Diye. Çıkaramıyorum. Soruyorum içten içe…
"Pahalılıktan, işsizlikten, yoksulluktan rahatsızız doğrudur." diyorlar…
Çekiniyorum sormaya “Tekel İşçilerinden rahatsız mısınız?” diye. Belikli yok böyle bir şey. Yüzleri gülüyor, gözleri ışıyor tekel işçilerine baktıklarında…  
Birkaç gündür aklım Osmancalılı, Saruhanlılı, Muradiyeli…
Kopup kopup gitmek istiyorum. Bir kendime birde geçmişe kızıyorum. Neden daha önce karşı çıkmadık diye… Neden daha önce döndürmediniz havayı diye tekel işçilerine… Ama dur diyorum… “Hava döndü…”
Du bakalım diyorlar Perşembe ne denecek hele dur. Başbakanla görüşecekmiş Türk İş Başkanı. Dur.
Durmayalım diyorum.
Çok perşembeler geçti. Bi şey dedikleri de, diyecekleri de yok durmayalım…
Kaç gündür dilimin ucunda olan mısradan bahsediyorum. Hava döndü diyorum, havayı döndürdüler. Durmak günü değil, durmamak günü…
Annem hadi diyor yetmişlik kocasına “Burada ne duruyoruz? Gidelim Tekel işçilerinin yanına…”
Bunu anlatıyorum dostlara hava döndü diyorum. Bakın hadi diyor yaşlı kadınlar yetmişlik kocalarına hadi…
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diyorum, görmüyor musunuz merhamet edin diyor muhalefet, iktidarsa tek suçumuz “merhamet etmek” diyor…
Oysa ne merhamet bekleyen var nede tüyü bitmemiş yetim hakkı. Yıllarca emek vermiş, en zor şartlarda çalışmış işçiler hakkı olanı istiyor hepsi bu…
Birkaç gündür yatakta dönüp duruyorum, çıkıp balkona soğuğuna yanıyorum havanın, hadi diyorum; hava döndü, havayı Tekel İşçisi döndürdü hadi.
Du bakalım diyorlar perşembeyi bekle hele ne dencek bakalım bi yo…
Bi şey demezler, dediğimde de
“Üç şubatta deriz o vakit bizde diyeceğimizi.”
İçim bi hoş oluyor. İçimdeki sıkıntı az aralanıyor.
Deriz diyorum.
Bizde deriz.
Yaşlı anneler yetmişlik kocalarına hadi derken bize durmak düşer mi?
Üç Şubatta söz söylemezsek ne zaman…
Kamu hastane birlikleri yasası ile hastanelerimizi satıp bizi de sözleşmeli yaptıklarında mı söyleyeceğiz?
Her geçen gün eriyen ücretlerimiz daha da düştüğünde mi?
Eğitimin, sağlığın ve sosyal güvenliğin sadece parası olanların, parası kadar yararlandıkları bir hak olduğu günlerde mi?
Üç şubatta demeyeceğiz de ne zaman?
Sağlıcakla…
 
(1) Can YÜCEL
 
Zeynel Abidin KAPLAN
SES Manisa Şube Başkanı
 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
Mollom CAPTCHA
Yukarıdaki Resimde gördüğünüz karakterleri, altındaki kutucuğa yazınız. (Güvenlik için zorunlu)