(ozgurkocaeli.com)TEKEL işçileri direnişleri ile gündeme oturunca, komşum Hasan gelip yanıma gazetelerde okuduklarından kafasının karıştığını söyleyerek başladı sormaya;
- TEKEL işçileri neden direniyorlar?
- 4/C’yi kabul etmek istemedikleri için.
- 4/C nedir?
- Özelleştirme mağdurlarının mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için yaratılmış özel bir istihdam biçimi.
- Tekel işçileri özelleştirme mağduru değil mi?
- Evet özelleştirme nedeniyle işlerini yitirdiler.
- Madem onların mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için yaratılmış 4/C gibi bir statü var neden kabul etmiyorlar?
- 4/C nin adı mağduriyeti ortadan kaldırmak, aslında kendisi daha büyük mağduriyetler yaratıyor.
- Nasıl yani?
- 4/C de hükümet özelleştirme nedeniyle işten attığı işçiye ya on ay iş kaybı tazminatı alıp işsiz kal ya da gel seni ben her yıl on ay 4/C statüsünde istihdam edeyim diyor.
- İyi ya işçiler de iş bulmuş olmuyor mu?
- Oluyorlar ama…
- Ama sı ne ben anlamadım. İşse iş işte.
Peki dedim komşum Hasan’a, şimdi de ben sana sorayım:
- Sen kaç yıldır bu günkü işinde çalışıyorsun?
- 17 yıldır
- Ne iş yapıyorsun?
- Kaynakçıyım.
- Peki, bir gün sana gelip derseler ki, senin işyerini özelleştirdik. Sen bundan sonra 4/C de çalışacaksın ne dersin?
- Ekmeğime bakarım, iş varsa çalışırım.
- Peki dediler ki sana 4/C kapsamına aldık, seni falan ilin tapu dairesinde işe başlattık. Ne dersin?
- Ben tabu dairesinde ne iş yapacağım derim?
- Başka ne dersin?
- Kaç para aylık vereceksiniz, kaç saat çalıştıracaksınız derim.
- Onlarda sana diyecekler ki, asgari ücret vereceğiz, yılda on ay çalışacaksın, on ay sonra bakacağız eğer devam etmeni istersek bir on ay daha iş başı yaptıracağız, günde kaç saat çalışacağını, ne iş yapacağını tapu dairesindeki müdürlerin belirleyecek, eline paspas verip yerleri de sildirebilirler, evrakta taşıtabilirler, günde 11 saat de çalıştırabilirler…
Sözümü kesti yok devenin nalı dedi.
Komşum hasan inanmadı ama 4/C tam da böyle bir statü.
Kestirmeden söylemek gerekirse 4/C ehveni şer. Öyle bir ehveni şer ki ya işsizlik ya çağdışı kölelik koşullarında çalışma.
Komşu Hasan tam yanımdan ayrılırken dönüp, iyi ama dedi, Başbakan da binlerce 4/C çalışanı var. Onlar da insan, TEKEL işçilerinin kabul etmediğini onlara sağlayınca adaletsizlik olmuyor mu?
Bak Hasan dedim, 4/C de çalışan hiçbir işçi 4/C de çalışmaktan memnun değil. Onlar da kendi çaplarında mücadele verdiler. Seslerini duyurmaya çalıştılar. Davalar açtılar. Ama güçleri yetmedi, bu olayın bir boyutu. Diğer boyutunda ise bir Başbakan, insanca çalışma koşulları isteyen vatandaşlarına dönüp, bakın yüzlerce kölelik koşullarında çalışan var sizde o koşullarda çalışın, kesin sesinizi deme hakkına sahip midir?
Cevap vermedi. Yanımdan ayrıldı gitti.
TEKEL işçileri kendilerine dayatılanla yetinmeyip, bu devletin Anayasasında yazan, imzaladığı uluslar arası sözleşmelerde tanımlanmış olan çalışma hakkının gerçekleştirilmesini istiyorlar.
Yani biz vatandaşız diyorlar.
Yani vatandaş demek kendisinde hukuka uygun talep hakkının var olduğunu bilen, bu hakkını topluca kullanarak demokrasinin gereğini yapan insan demek diyorlar.
Vatandaşı kuldan ayıran da budur, verileni sorgulaması, yetinmeyip hakkı olanı istemesidir diyorlar.
TEKEL işçileri bu ülkede insanların vatandaş olarak mı yoksa tebaa, kul olarak mı yaşanacağını belirliyorlar. Başarılı olurlarsa vatandaş olarak yaşamanın önündeki bir engel daha kalkmış olacak, başarısız olurlarsa, vatandaşlıktan kulluğa doğru bir adım daha yaklaşmış olacağız.
Sonrası, ya haklarla donatılmış, çağdaş bireylerin yaşadığı bir ülke ya sadakalarla ezilmiş, sünepeleştirilmiş, özgüvenini, ruhunu yitirmiş zavallıların yaşadığı bir ülke.
Bu iş bu kadar basit. TEKEL işçisine dönüp herkesin bir karar vermesi gerekiyor, vatandaşlık mı kulluk mu? Hak mı Sadaka mı?
Ben kendi adıma vatandaş olmak istiyorum. Biliyorum ki TEKEL işçileri benim vatandaşlık hakkımı savunuyorlar.
Peki, ben vatandaşlık hakkımı savunmak için ne yapıyorum? Sizler neler yapıyorsunuz?
Yorumlar
Yeni yorum gönder