Ekolojik toplumun ekonomik ve sosyal zeminleri / Fethi SÜVARİ

Toplumların oluşumunda çok çeşitli etkenler rol oynar. Tarihsel gelenek ve kültür ile ahlak ve politikanın ortaya çıkış biçimi ve çeşitli zaman ve mekânlarda oluşan sentezler, o toplumun verili durumunu belirler. Tarihsel olarak Orta Asya ve Anadolu Türk toplumsal yapılanma şekli temel olarak 'şef-hanedan' merkezli bir yapılanmadır. Ekonomik olarak gerçek Türk toplusallığı ise canlı ve dinamik olan zengin etnisitede gerçekleşir. Oluşan her iktidar merkezi bu etnisetelerden bir veya birkaçı ile beslenir. Ama hakim olan uluslararasılaşan ve topluma yabancılaşan yeni iktidar biçimidir.

Cumhuriyetin oluşum, ekolojik toplum ölçülerine vurulduğunda bürokratik bir inşadır. Hanedana karşı büyük tepki hareketidir. Bu çok kolay bir şekilde aşılır. Çünkü hanedan son yüzyıllarını yenilgi ve toplumu tüketme ile geçirmiştir; bu öyle kolay kaldırılabilecek bir yük ve hoş görülecek bir tutum değildir. Kök iktidar oluşumunun temel ilkelerine bir dönüş sağlanır. Bu yeni iktidar tarzının özü Cengiz Han İlkeleri'dir. 'Firar eden vurulur,' 'Kaybeden cezalandırılır.' Önemli bir farkla bu prensipler uygulanır; modernitenin araçları ile. Meclis vardır, ama cidden politika yapmaktan uzaktır: Politikayı yapan bürokrasidir.

Politik zenginlik ve kök toplum ahlakının büyük önemini Mustafa Kemal fark etmiştir. Bunun eğitim ve toplumsal araçlarını geliştirir; halkı politika yapmak için teşvik eder, ama o günkü iletişimle görebildiği kadar bunu geliştirir. Geriye kalan geniş alanda bürokrasi ve yerel hanedan kalıntıları sadece kendilerini ilgilendiren konularda ve dar bir zeminde politika yapar ve halkı politikadan uzaklaştırırlar. Bürokratik merkezi alabildiğine güçlendirirler. Ekonomik ve sosyal temeller büyük zorluklarla gelişir: Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Urfa, Rize ve Trabzon tarihsel geleneğin mirası ile önemli bir gelişme ve iş ahlakını açığa çıkarırlar. Bu gelişme henüz tekel dışı ve ahlakı içeren bir gelişmedir. Bugünkü toplumsal çözüm tartışmalarında; halkı içeren bazı bürokratik kesimler ile gelenekçi ve ahlakı koruyan bu ekonomik ve sosyal çevreler önemli bir çaba göstermektedirler.

Ekonomik ve sosyal zemin muhakkak ki ahlak ve politika ile birlikte çağımızda demokratik dönüşümler ve inşalar için temel zemindir. Bu açıdan Mondragon Kooperatif Hareketi önemli ve tekel dışı kabul edilebilir bir deneyimdir. Bir şablon gibi bu deneyimi uygulamak doğru olmaz. Kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliğimizi esas alarak, Anadolu ve Mezopotamya için uygulanabilir yönleri olduğu için, önemli buluyor ve ayrıntılarını sunmaya devam ediyoruz. Anadolu'da ve Mezopotamya'da ki küçük kent ve kasabalardaki ahlaklı ve gelenekçi ekonomik yapılanmalar çok zengin ve toplumsal içerikteler. Dolayısıyla bunlar geliştirilip, tekellerin egemenliğinden kurtulduklarında toplumsallığın oluşumunda, tartışma, ikna, karar alma süreçleri olan katılımcı politika ve ahlak ile birlikte ekolojik diyebileceğimiz bir toplumsallık yaratabilirler.

Ekonomik ve sosyal işlevler

Mondragon Kooperatif Hareketi'nin temel prensiplerinden biri, kooperatifin sosyal işlevini yerine getirebilmesi için ekonomik işlemesi gerektiği yönündedir. Aynı zamanda ekonomik işlevine ulaşabilmesi için sosyal olması gerektiği belirtilir. Yani, Bask örneğinde temel hedef ekonomik sorunları çözmek değildir. Bu hareketi büyüten insanlar aynı zamanda daha adil bir toplumu geliştirmek istediler. Ve bunu yaparken, sosyal işlevin yerine getirilebilmesi için ekonomik istikrarın şart olduğu sonucuna vardılar. Bu anlamda harekette yer alan inisiyatifler, varolan sosyal sorunların kaynağının özellikle eğitim, iş, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda aranması gerektiği tespitinden yola çıkarak, ilk etapta bu alandaki sorunları çözmeye çalıştılar. Ancak bu alandaki faaliyetleri mümkün kılmak için de ekonomik bir dengenin şart olduğu düşünülmüştür.

Harekette yer alan kooperatifler arasında da yoğun bir işbirliği söz konusudur. Zira hareket içinde büyük süpermarketler ve fabrikalar olduğu gibi küçük işletmeler de bulunmaktadır. Yine tek tek işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeni işletmeler kurulur. Böylece ufak işletmelerin geleceği de garanti altına alınıyor. Kapitalist sistemdeki 'Büyük balık küçük balığı yutar' gerçeği de böylece önlenmiş oluyor. Bask halkını İspanya devleti içinde bu projeyi gerçekleştirebilmesi için bağımsız olması şarttır. Bu nedenle ayrı bir kredi kooperatifinin, sosyal sigorta kooperatifinin ve eğitim merkezlerinin kurulmuş olması önemli önkoşullar olarak işlev görür. Kurulan okullarda okuyan öğrenciler mesleki eğitimin yanı sıra özellikle kooperatif ilkelerine göre düşünmeyi ve davranmayı öğrenir.

Mondragon kooperatiflerinin ekonomik olarak bu denli başarılı olmasının sebeplerinden biri de, üyelerinin sahip olduğu sorumluluk bilincidir. Çalışma koşullarının insan onuruna layık olması, herkesin işletmeyle ilgili bilgilere serbestçe ulaşabilmesi, maaşların adil olması, bütün sorunların açık bir şekilde masaya yatırılıp tartışılması ve karar alma mekanizmalarının şeffaf olması önemli prensipler olarak uygulanır. Mondragon'da kapital ve üretim aynı kişilere aittir. Burada toplum çalışan ve işveren olmak üzere ikiye ayrılmaz. Burada kapital, üretime hizmet eden araç olarak görülür. Kapitalin temel işlevi, işletmenin geliştirilmesidir. Bu nedenle de kapitalin bir azınlığın eline geçmesi önünde duran mekanizmalar vardır. Mondragon'un başarısının altında yatan ve bu başarının temel anahtarını oluşturan banka araştırma enstitüsü, işletme geliştirme grubu ve çeşitli okullar ve eğitim merkezleri destek yapılarıdır. Sistemde tabanı oluşturan endüstriyel kooperatiflere ilaveten ikinci düzey kooperatifler olarak adlandırılan ve çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kooperatifler de bulunur. Ayrıca kolektif olarak kooperatif kültürü yaratabilecek konut ve tüketim kooperatifleri de bulunuyor.

Üyelik sistemi

Mondragon Kooperatif Hareketi'ne bağlı kooperatiflerde çalışanlar aynı zamanda kooperatifin üyesidir ve hepsi yönetim kurulunda bir oya sahiptir. Yani üyelerin oyu, kooperatife dahil olmak için ödedikleri miktara bağlı değildir. Kapitalist işletmelerde işçiler birer üretim faktörü olarak düşünülürken, bu sistemde işçiler, bir kooperatif işletmede, üyelik hak ve sorumluluklarına sahip olan ve aynı zamanda işletmenin sahipliğini paylaşan bir üye olarak kabul edilir. İşçi üyeler arasında eşitlik ve dayanışmada büyük özen gösterilir. En düşük ücret ile en yüksek ücret arasında fiili olarak belirlenen oran 1-4,5 arasındadır. Karşılaştırma yapılırsa; Alman Deutsche Bank'taki bir menejer, en düşük ücret alan işçinin 400 katını alabiliyor. Mondragon Kooperatif Hareketi'nde geçici iş sistemi kısmen uygulanıyor. Ancak geçici işe alınanların en geç 2 yıl içinde kooperatife üye olması esas alınıyor. Ayrıca kooperatiflerde üye olmayan çalışanların oranı yüzde 10'u geçemez. Kooperatife yeni dahil olan kuşak kazanca dahil edilirken, ilk yıllarda zarara dahil edilmiyor.

Hiyerarşi yok

Mondragon Kooperatif Hareketi belli bir hiyerarşiye sahiptir, ancak bu hiyerarşinin işlevsel olduğu belirtilir. Yönetim kurulu kooperatifi yönetecek olan üst yönetimi seçer ve daha az ya da daha çok geleneksel bir yapıda faaliyet gösterir. Tüm üyeler ayrıca bağımsız olarak bir denetim kurulu seçerler. Bu kurul, kooperatiflerin mali performansı ile sosyal refah, ödemeler dengesi ve güvenlikle ilgili kararların alınması ile kişisel başarıları geniş bir çerçevede değerlendiren bir sosyal kurulu izler. Hareketin stratejik yönü genel kurulunda belirlenir.

Kapitalist sisteme alternatif olma iddiasını taşıyan hareket işten çıkarmalara karşıdır. Ancak 1990'lı yıllardaki ekonomik kriz sırasında az sayıda işçi işten çıkarıldı. Eksik istihdamlılar ise farklı kooperatiflere aktarıldı. İşten çıkarılanlar, harekete ait Lagun-Aro isimli işsizlik sigortasından yardım alma hakkına sahipler. Harekete bağlı kooperatiflerin elde ettiği kazancın yüzde 10'u eğitim, araştırma ve sosyal faaliyetlere ayrılıyor. Kooperatiflerin üyeleri, hem çalıştıkları, hem de sahip oldukları işyerinin sağladığı kazancı kendilerine ait bir çıkar olarak görmeyip, bütün herkesin menfaati için kullanılacak bir araç olarak değerlendiriyorlar. Kazancın yüzde 45'i bir hesapta sermaye oluşumu ve şirketin geliştirilmesi için biriktiriliyor ve yüzde 45'i bireysel iç sermaye hesaplarına aktarılıyor. Üyelerin hesabına yatırılan miktara, üye olunduğu müddetçe dokunulmuyor. Bu parayla yeni yatırımlar da yapılıyor. Kooperatiften ayrılanlar, hesaplarındaki miktarı alabiliyorlar. Ancak böylesi bir hiyerarşisiz grup çalışmasının yürütülebilmesi için ortak çalışma ilkeleri özümsenmiştir.

Bireysel dönüşüm perspektifi

'İnsanların ve halkların temel özelliklerini öğrenmek istiyorsan, içinde yaşadıkları koşullara karşı tutumlarına bakacaksın. Tarih yazmaya ve işlerin akışını değiştirmeye karar verenler, bir şey yapmadan değişimin gelmesini bekleyenlerden katbekat ileridirler.'

Arizmendiarrieta, Mondragon Kooperatif Hareketi'ni hem içinde bulunduğu toplumsal düzene, hem de genel anlamda Batı Kapitalist Topluma eleştirisi üzerine kurdu. Ona göre o dönemin mevcut toplumsal düzeni, her tür toplumsal faaliyetin temel ilkesi olması gereken insan onurunu yok sayıyordu. Bunu da kapitalist sisteme bağladı. İçinde yaşadığı toplumun başkaları tarafından yönetilmek anlamına gelen heteronomiye dayalı olduğu sonucuna vardı, çünkü toplum ona göre dışarıdan konulan amaçlar ve fonksiyonlar tarafından yönlendiriliyordu. Bundan yola çıkarak işçilerin tam haklara sahip olarak sosyo-ekonomik sürece aktif bir şekilde katılım sağlaması gerektiği düşüncesine ulaştı. Ona göre toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçiler kendilerini yönetmeliydi. Başlattığı hareketi nihai hedefi bu anlamda sınıf mücadelesinden yoksun bir toplum yaratmaktan ziyade sosyal sınıfların olmadığı bir toplum yaratmaktı. Ona göre yürütülen en önemli sosyal mücadele, ulusal çatı altındaki değişik sınıflar arasındaki mücadeleydi. Ve şirketler de bu mücadelenin yürütüldüğü alandaki temel sosyal figürleri oluşturuyordu. Bu nedenle modern kapitalist sanayi toplumunun kuruluşunun sonucu olarak ortaya çıkan (ve sosyal sorun olarak tabir edilen) 'tarihi mücadelenin' başarıyla yürütülmesi için var olan şirket yapısının kapsamlı bir reformdan geçmesi gerekiyordu. Hedef, kendini yönetme cesaretidir. Mesele sadece şirketlerdeki yönetimin el değiştirmesi değildi. Bundan ziyade şirketlerin sistemi ve sosyal işlevi değişmeliydi. Hem çalışan bireylerin hem de bütün toplumun menfaati temel kriter haline getirilmeliydi.

(Günlük Gazetesi)

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
Mollom CAPTCHA
Yukarıdaki Resimde gördüğünüz karakterleri, altındaki kutucuğa yazınız. (Güvenlik için zorunlu)