Türkiye'de işçi sınıfı Kürtleşti

(firatnews.org) Johns Hopkins Üniversitesi Sosyoloji bölümünde doktora çalışması yapan Erdem Yörük’e göre 90’lı yıllarda devletin uyguladığı zorunlu göç politikası sonucu Türkiye'nin sınıfsal yapısı kökünden değişti. İşçi sınıfının Kürtleştiğini, Kürtlerinde proleterleştiği saptamasında bulunan Yörük, ‘’Kürtlerin zorunlu göçü, Türkiye’de neoliberalizmin başarısını mümkün kılan başlıca etmenlerden birisi olmuştur’’ diyor.

Metropollerde Kürt işçi sınıfının yepyeni ve ciddi bir siyasi tehdidin de embriyosunu oluşturmaya başladığını kaydeden Yörük, Kürt hareketi ve duruşu olan devrimci solun varoşlarda ciddi bir örgütleme içerisinde olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca varoşlardaki isyanın öznesini ise İstanbul’da araba yakan, Newroz’lara çıkan Kürt tekstil işçilerinin oluşturduğunu belirtiyor.

Türkiye’nin refah sistemi, devletin Kürt hareketi ve işçi hareketini bastırma politikasını tez konusu olarak belirleyen Erdem Yörük ile Kürtlerin zorunlu göç, Türkiye’deki işçi sınıfı ve varoşlardaki hareketlenmeyi konuştuk.

* 1990’lı yılların başında yaklaşık 3 bin Kürt köyü boşaltıldı. Kürtler zorunlu göçe maruz bırakıldı. Diyarbakır’ın, Van’ın, İzmir’in Mersin’in, İstanbul’un nüfusları arttı. Bu zorunlu göç hareketi Türkiye’deki ekonomik ilişkileri nasıl etkiledi?

- Zorunlu göç, Türk devletinin 1990’ların başında PKK’ye yönelik halk desteğini engellemek amacı ile uygulamaya koyduğu askeri-siyasi bir nüfus transferi uygulamasıydı. Kapsamı ve çapı ile Kürtlerin zorunlu göçü, Nijerya, Somali, Sudan, ve Zimbavye ve Kolombiya’da yaşananlarla birlikte 1980 sonrasında dünyada gerçekleşen en büyük zorunlu göç uygulamalarından birisi oldu. Hacettepe Üniversitesi, 2006 yılında yaptığı bir araştırma ile zorunlu göçe maruz kalanların sayısının 950 bin ile 1 milyon 200 bin kişi arasında olduğunu tahmin etmiştir, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu belirten kaynaklar da mevcuttur. Her şekilde, sayıları milyonları aşan sayıda insanın kendi istekleri dışında yerlerinden edilmelerinden bahsetmekteyiz.

devamı: http://www.firatnews.org/index.php?rupel=nuce&nuceID=17765

 

Yorumlar

İlginç ve değişik bir

İlginç ve değişik bir değerlendirme. Ancak Sermayenin "ucuz işgücü" olsun diye savaşı finanse ettiği düşüncesi, (savaş yoğunlaşacak, köyler yakılacak, ucuz işgücü batıya gelecek, bizde para kazanacağız, o yüzden savaşı körükleyelim) biraz nasreddin hocanın koyun fıkrasına benziyor. Bazen ortaya çıkan dolaylı sonuçları geriye yürütüp neden bulmak anlamlı olmayabiliyor, ki unutmamak lazım, sermayenin uzun zamandır umudu güneydoğuda bir "çin" yaratabilmektir, bunun için de istikrara ihtiyacı var. Elbette savaşın nedenleri "bir gizli devlet" perspektifiyle sermayden bağımsız açıklayamayayız ama yukarıdaki neden sonuç ilişkisi bunun analizi için yeterli değildir.

Yine DTP'nin varolan gücünün ve potansiyelini "emek hareketinin politikleşmesine" yönlendirdiği düşüncesine katılmıyorum. Maalesef bu alanlarda zayıflığına rağmen devrimci sosyalistler daha ısrarcı ve takipçi. En basitinden "yoksul kürt tekstil işçilerinin" yaptığı direnişlerin bir tanesi bile DTP tarafından yönlendirilmemektedir.

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
Mollom CAPTCHA
Yukarıdaki Resimde gördüğünüz karakterleri, altındaki kutucuğa yazınız. (Güvenlik için zorunlu)