Piyasanın emrindeki eğitim 4

Okul yolu düz gitmiyor
Çoğu zaman dikkatlerden kaçsa da eğitim alanında yaşanan sorunların en yakıcılarından biri ulaşım. Köy okulları bir yana, büyük şehirlerde bile öğrenciler okullarına gitmek için yaşlarından büyük zorluklara katlanıyorlar.

Aileler servis ücretlerine güç yetiremezken, toplu taşımadaki sorunlar öğrencileri mağdur ediyor. Sonuçta sıklıkla görülen manzara, sırtında çantasıyla yağmur-çamur demeden yürüyen çocuklar oluyor. Son olarak hükümetin “hurda” araçların servislerde kullanılmasına izin vermesiyle sorun daha da can yakıcı bir hal aldı.
Ulaşım sorunun çarpıcı örneklerinden biri de Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşanıyor. Emekçilerin yoğunluklu olarak oturduğu Şahintepe Mahallesi’nde ilköğretim okulu bulunmadığı için öğrenciler ve veliler sabah erken saatlerde yollara düşüyorlar. Velilerin de öğrencilerin de talebi mahallelerine bir okul yapılması.
Her gün bu mağduriyeti yaşayanlardan Mürşide Erkoç çocuğunu okula getirmek zorunda olduğu için çalışamıyor. “Okul yakınımızda olsaydı ben de işe girer eşime katkıda bulunurdum” diyen Erkoç, özellikle kışın okula gidiş-gelişlerde zorlandığını anlatıyor.
‘OKULSUZ MAHALLE OLMAK İSTEMİYORUZ’
Güleser Akdulum da pahalı olduğu için çocuğunu servis aracıyla okula gönderemiyor. Çocuğunu uzakta bir okula gönderdiği için endişelendiğini belirten Akdulum, kış aylarında çocuğunun soğuk, kar ve çamur nedeniyle okula giderken zorluk çektiğini anlatıyor.
Yasemin Keskin adlı veli de, gidip gelme süreleri uzadıkça çocukların okuldan sıkıldığını söylüyor. Keskin, “Ankara’da okulu olmayan tek mahalle olmak istemiyoruz” diyor. 3 çocuğunun okul masraflarını zorlukla denkleştirdiklerini belirten Veli Sırma Karataş, servise para ayıramadıklarını, bu nedenle çocuklarını kendisinin okula getirdiğini anlatıyor.
2 çocuk annesi Asuman Gündoğdu bir çocuğunu okula götürürken, diğerini komşuya emanet ediyor. Eşinin kışın işsiz kaldığını belirten Gündoğdu, “Okul yakın olursa ben gider bir işte çalışırım” diyor.
Zeynep Fişek adlı veli ise okulun yakınındaki yaya geçidinde levha olmadığına dikkat çekiyor. Araçların okulun önünden süratli geçtiklerini belirten Fişek, çocukları okula gidip gelirken endişelendiklerini ifade ediyor.
15 KİŞİLİK SERVİSE 30 KİŞİ
Okula servisle giden ilköğretim 7. Sınıf Öğrencisi Gülperi Eroğlu, 15 kişilik servise 30 kişi bindiklerini anlatıyor. Eroğlu, servisin çok uzun süre dolaşması nedeniyle arkadaşlarını araba tuttuğunu belirtiyor.
Okula yürüyerek giden 3. Sınıf Öğrencisi Ramazan Eral da özellikle kış aylarında çok zorluk çektiğini söylüyor. Keremcan Durmaz da, hem okulun mahallelerine uzak olmasından, hem de çantasının ağırlığından şikayetçi. Durmaz, ders kitabı sayısının azaltılmasından yana.
Büşra Güneş adlı öğrenci ise akşam okuldan dönerken yolların karanlık olması nedeniyle korktuğunu anlatıyor. Büşra ve kardeşi Mehmet Güneş mahallelerine okul yapılmasını istiyorlar.

BİR MAHALLEDEN EĞİTİM MANZARALARI
Nurhayat Farımaz (Mamak-General Zeki Doğan Mahallesi Muhtarı): General Zeki Doğan Mahallesi, dar gelirli insanların yaşadığı, hızlı yapılaşmadan dolayı birçok sorun yaşayan, Ankara’nın mahallelerinden biri. Ekmek için, kömür için on yere verilen fakirlik kağıdı isteyenlerin ne kadar çok olduğunu anlatmayacağım. Ancak, eğitim-öğretim yılına başladığımız şu günlerdeki sıkıntılar hepsinin üstüne, deyim yerindeyse ‘tuz-biber eker’ durumda. Mahallede üç ilköğretim okulu mevcut. Yeni öğretim yılında açılan okul bir yılda bitirildi ve bu dönem öğretime açıldı, ama mahalleye yetmedi. Hâlâ dışarıda kalan anaokulu öğrencileri var.
Mahallenin aşağı tarafındaki tek ilköğretim okulu tam anlamıyla yetersiz. Neredeyse öğrencilerin ayakta durunca sığabilecekleri bahçesi ve bodrum katındaki dersliklerine bir de o bölgede nüfusun yoğun olması eklenince, düşünün o okulun durumunu. Orta ve dar gelirli ailelerin sahte adres nakli yapıp çocuklarını başka okula gönderme şansları da yok, servise verecek paraları da. Okul aile birliği sene sonunda yapılan kermesle okulun giderlerini karşılamayı düşündü ama istedikleri parayı toplayamadılar.
Çocuklar bu mahallede neredeyse yeşil görmüyor. Hijyen öğretirken, temiz bir tuvalet bulmaları imkansız, çünkü okullarda temizlik işçisi yok. Önceki okullarına devam eden öğrencilerin servis ücreti ise asgari ücretle çalışanın maaşının yarısı. Çoğu anne çocuğunu okutabilmek için ev işi arıyor veya bulursa ev temizliğine gidiyor. Kayıtlarda alınan para insanları zor duruma sokuyor. Buna giysi, kalem defter ve yıl boyunca vereceği temizlikçi parası da eklenince ekmek için, kömür için yardıma yazılanlar hızla artıyor.
Ortalama 40 bin nüfuslu mahallemizin lisesi yok. Sanat lisesi yeri olduğu söylenen yerde ise hâlâ gecekondu evleri mevcut. Mahalleli çocuğunu geçen yıla kadar başka liselere yolluyordu. Fakat bu sene adrese dayalı sisteme geçildiğinden insanlar ya mahalleden taşınıyorlar ya da bir yakının evine ikamet için nakil almak zorunda kalıyorlar. Yani çocuğunu okutmak için her yola başvuranların sayısı hayli çok bu mahallede.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ KAYIT DONDURUYOR
Muhtarlığımızca tespit edilebilen 100 civarında bu sene üniversiteye başlayan öğrenci var. Bunların bir kısmı ise ödeyemediği harçlardan dolayı okulunu donduran öğrenciler. Muhtarlıktan belge için gelen iki genç kıza ne için belge istediklerini sorduğumda “Harçlardan dolayı okula gidemiyoruz. İş bulduk, çalışıp seneye o parayla okula devam edeceğiz” dediler. Halbuki alacakları asgari ücret ve yol parası, yemek derken harçlarını biriktirmeyeceklerini biliyorum. Büyük bir ihtimalle okumaktan vazgeçip böyle sürdürecekler yaşamlarını. Mahallemizde üç yıldır bitmiş görünen bir anaokulumuz var ama hâlâ açılamadı. Akıbetini sorduğumuzda net bir cevap alamadığımız anaokulu çürümeye terk edildi.
İbrahim Kale
(Evrensel)

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
Mollom CAPTCHA
Yukarıdaki Resimde gördüğünüz karakterleri, altındaki kutucuğa yazınız. (Güvenlik için zorunlu)