Birlikte yan yana çalıştıkları Kürt işçilere yapılan haksız uygulamalarla Kürt sorununun farkına varan Karadenizli işçiler, çözümün de yine yan yana kardeşlik duygularıyla verilecek mücadeleyle mümkün olacağını ifade ettiler.
Birlikte yan yana çalıştıkları Kürt işçilere yapılan haksız uygulamalarla Kürt sorununun farkına varan Karadenizli işçiler, çözümün de yine yan yana kardeşlik duygularıyla verilecek mücadeleyle mümkün olacağını ifade ettiler. İşçiler ayrıca Kürt sorununa ilişkin sendikaları da daha cesur olmaya çağırıyor.
‘KÜRT SORUNU VARMIŞ!’
Memleketi Trabzon Of’’dan on beş yıl önce İstanbul Pendik’e göç etmek zorunda kalan Hurşit Erkan, beş kardeşin en küçüğü. Erkan, liseyi bitirdikten sonra babasının yanında başladığı tersanede on dört yıldır çalışmaya devam ediyor.
Son birkaç ayı saymazsak birçok insan gibi Erkan da, “Kürt sorunu diye bir şey yoktur” diyormuş. Erkan, “Yıllardır çalıştığımız tersanelerde, taşeronlar ilk iş aldıkları zaman sırf biz eski çalışan işçilerin sesi çıkmasın diye, Kürt arkadaşlarımızı düşük ücretle işe alınırdı, iş bittiği zamanda hiç bir hakları verilmeden kapı önüne koyulurdu” diyerek gerçeği artık öyle olmadığını daha net görebildiğini vurguluyor. Patrona, ‘Niye çıkardın?’ diye sorduklarında ise, ‘onlar Kürt ne işleri var burada’ cevabını aldığını da ekliyor. Devletin yıllardır Kürtleri yok sayıp, baskı uyguladığını söyleyen Erkan, “Karadeniz kökenli bir işçi olarak diyorum ki; bu ülkede benim ne hakkım varsa Kürt kardeşimin de olsun ki kardeş olduğumuz anlaşılsın. Bir çözüm olacaksa ancak böyle olur” diyor.
‘ÇÖZÜM, İŞÇİLERİN MÜCADELESİYLE MÜMKÜN’
Tersanelerde montajcı olarak çalışan Cihan Yörük ise Kürt sorununa ilişkin tartışmaları iş yerine taşımış. Arkadaşları ile yaşanan son gelişmeler üzerinde konuştukları söyleyen Yörük, Kürt sorunundaki çözümün de iş yerlerinde çalışan işçilerin mücadelesiyle mümkün olacağını vurguluyor.
Yörük, her seçimlerde MHP’ye oy verdiğini fakat Kürt sorununa dair Devlet Bahçeli’nin söylediklerini doğru bulmadığını belirterek tersanede yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “Şahin Çelik tersanesinde yemek sırasında çıkan bir tartışma büyüdü ve kavgaya dönüştü. Olay Kürt ve Laz işçilerin kavgası olarak tersane yönetimine yansıdı. Kürt arkadaşlarımız haklı olmasına rağmen işten atıldılar ve şimdi tersaneye alınmıyorlar. Bunun nedenini tersane yetkililerine sorduğumuza ise ‘bunların tersanelerdeki çalışma huzurunu bozan ve devletin başına da bela olan kişiler’ olarak ifade ettiler.”
O GÜNDEN SONRA...
21 yıl önce Ordu Ünye’den göç edip Güzelyalı’ya yerleşen Zekeriya Yürek de, “Ben kendimi bildim bileli hep Kürt arkadaşlarla çalıştım, onlar yaşadıklarını ve köylerinde neden göç ettiklerini anlattıklarında benim inanmıyordum. Fakat, tersanede çalışmak üzere bir arkadaşımı işe aldırmak için patronla konuştuğumda, Kürt olduğunu söylediğim zaman işe almadı. O günden sonra Kürt arkadaşlarımın söylediklerinin doğru olduğunu anladım” diyor.
“Karadenizli biri olarak Kürtlerin en yılmaz savunucularından biriyim” diyen Yürek, Kürtlerin hakları verilirse ülke bölünür diye kaygıların yıllardın medya aracılığıyla halka bunu aşıladıklarını bunu yıkmanın da kolay olmayacağını dile getiriyor.
SENDİKALAR DAHA CESUR OLMALI
Gazetemizde geçtiğimiz hafta boyunca sendika temsilcilerinin Kürt sorununa ilişkin görüşlerini içeren dosyamıza ilişkin Yürek, “Böyle bir dönemde konfederasyon başkanları sorunun çözümü için daha cesaretli adımlar atmalı ve üyelerini gerektiği gibi bilinçlendirmeliler” diyor.
25/08/2009
Ali Doğan
(İstanbul/EVRENSEL)
Yorumlar
Yeni yorum gönder