Fındık üreticileri borç batağında Bundan 5 yıl öncesine kadar Ordu ve Giresun illerinde yaşayan insanlara; geçim kaynağınız nedir diye sorulduğunda bizim tek geçim kaynağımız fındıktır derlerdi. Bugün bu insanlara yeniden sorulsa belki yine fındık diyecektir. Ama buna inanarak daha doğrusu fındığın geçim kaynağı olduğu için değil yapacak başka bir şey olmadığı için öyle söylemek zorundadır. Çünkü fındık üreticisinin geçim kaynağı olmaktan çıkarılmış artık borç batağı haline dönüştürülmüştür. Biraz hafızalarımızı özellikle son 5 yıl öncesine baktığımızda fındığın hasadının yapıldığı Ağustos ve Eylül ayları sanki her gün düğün ve bayram günleri gibi olurdu. Bu yörelerde bu aylara halk dilinde ‘Erkek ayları’ denilirdi. Son 5 yılda bu yana ise bu söz unutulduğu gibi artık ölüyü yerden kaldırma ve ölüleri defnetme ayları gibi olmaya başlamıştır. Üretim çaresizlikten başka yapacak bir işi olmadığı için sürdürülmektedir. Üreticimiz artık düğün ve bayram gibi hasat yapma yerine ölüyü yerden nasıl kaldırır nasıl defnederim psikolojisi içinde hasadını yapmaktadır. Son 5 yıldan bu yana fındık maliyetinin altında bir fiyatla üreticinin elinden alındığı için üreticinin büyük bir bölümü büyük şehirlere göç etmek zorunda kamıştır. Özellikle gençlerin yüzde 90’ı göç etmiş durumda. Köylerde kalanlar 50 yaşın üzerindekilerdir. Artık hasadı üretici olanlar değil fındığı hiç tanımayanlar yapmakta fındıktan elde edilen parayı ise hiç fındık bahçesi görmemiş eli hiç fındık dalına değmemiş kişiler tarafından paylaşılmaktadır. Fındıktan umudunu kesip göç eden genç kesim köylerde bıraktıkları anne ve babaları için inşaat köşelerinde dişinden, tırnağından artırdıkları bin bir güçlükle biriktirdikleri ‘üç-beş kuruş’ paralarını göndererek hasadı sürdürmeye çalışmakta o paralar bile fındık üretimine harcanmaktadır. Oysaki ‘tuzu kuru olanlar’ fındık hasadının Güneydoğu kökenli vatandaşlara yaptırılmasının fındık üreticisinin tembelliği gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Yine son 5 yıldan bu yana fındık üreticisi tam bir borç batağının içine sürüklenmiştir. Çeşitli bankalar özellikle Türkçe olan ama yabancı bankalara ait olan bankalar çılgın gibi kredi vermekte üreticilerin ayağına evine kuryeler göndererek kredi sözleşmeleri yaptırmaktadırlar. BU MALİYET DİKATE ALINMALI Fındığın gübresi atılacak fındığın ilacı vurulacak, fındık bohçalanacak (yöre dili ile) hasat zamanı yaklaşınca içinin tırpanı vurulacak, tırpan motoru 1,000 TL, ilaçlama motoru (Pülverizatör) 650 TL bunları kullanacak kişinin günlük yevmiyesi 75 TL , üretici bu parayı harcamak zorunda kendisi yaşlı, oğlu gurbette olduğu için bu parayı ya tüccardan yada bankadan almak zorunda. Çünkü üretici hep umutludur, fındıktan elde ettiği para ile borcunu ödeyecektir. Tüccarın vermiş olduğu kredinin faizi aylık yüzde 7 ile 10 arasındadır. Onun için bankaların verdiği kredi faizi daha caziptir. O nedenle başına neler geleceğini bilmeden bankalardan kredi kullanmış, borçlanmıştır. Kendi bahçelerinin tapusunu bankaya ipotek etmişken banka kefil adı altında 2 üreticinin daha bahçelerini ipotek etmiştir. Böylelikle şuanda fındık bahçelerinin yüzde 80’i Avrupa sermayeli bankalara ipoteklidir. Fındık maliyetinin çok altında bir fiyatla üreticinin elinden alındığı için üretici tek kuruş borç ödeyemez hale gelmiştir. Üretici birkaç yılda bu yana A bankasından aldığı parayı B bankasından kredi alarak ödemiş borçlar üçe dörde katlanmıştır. Artık bu durum tıkanma noktasına gelmiştir. Bankaların paralarını tahsil etme zamanı hızla yaklaşmaktadır. Kendi emeğimiz kendi alın terimizle ürettiğimiz ürünümüzü bizi bu kadar mağdur duruma düşürmesini, Avrupa ülkeleri için petrol kadar enerji kadar önemli olan bu ürünü bu duruma düşürenler acaba Serv’i imzalayan zihniyetin kalıntılarımı diye düşündüğünüz oldu mu? STOK ALDATMASI! Hasat zamanı yaklaştıkça ürünümüzü bu duruma getirenler çeşitli yalanlar akıl almaz demagoji üretmeye başladılar. Fatsa’da odalar birliğinin yaptığı toplantıda “Fındığı bu yıl 4 + 1 fiyat tespit etmek istiyoruz, bu fiyat hiç değişmeden on yıl sürdürülecek bu yıl fındık rekoltesi dünya tüketiminden 200,000 bin ton eksik ama TMO’nun stokları bu açığı kapatacak durumda” şeklinde üreticiye aba altından sopa göstermeye çalışıyorlardı. Yani “siz bizim tespit edeceğimiz fiyata razı olmazsanız TMO’nun yeterli stoğu var onun için bizim belirlediğimiz fiyata razı olmak zorundasınız” demek istiyorlardı. Vermeyi düşündükleri fiyat geçen yıl belirlenen maliyet fiyatlarının daha da altında idi... Aslında TMO’nun stokları dediği fındık Avrupa ülkelerinin bir yıl öncesinden parasını ödediği Fiskobirlik depolarını ucuz fiyattan kiralayıp stokladığı fındıklardır. Avrupa da depolama maliyetleri yüksek olduğu için, ülkemizdeki iş birlikçileri vasıtası ile depolarımızı çok ucuz fiyata kiralayıp, kullanacakları fındığı depolayarak gerek duydukları zamanda alıp götürmektedirler. Böylece üreticiyi “fındığı satamadık, depolarımızda kaldı” şeklinde yalan üreterek kandırmak daha kolay olmaktadır. SUNU Türkiye’nin en fazla ihracat geliri elde ettiği tarımsal ürünlerin başında fındık geliyor. Türkiye hem üretim, hem de iç fındık pazarında dünya lideri… Üreticilerin durumu ise söz konusu liderlikle tezat oluşturuyor. Fındıkta sorunlar kangren haline gelmiş durumda. ‘Gelmiş’ demek pek durumu anlatmıyor aslında. Özellikle son yıllarda hayata geçirilen hükümet uygulamalarına bakınca şu an yaşanan olumsuz tablonun altında bir kasıt olduğunu söylemek, son derece gerçekçi duruyor. Gelinen noktada yılların köklü kuruluşu Fiskobirlik devre dışı bırakılmış durumda. Üreticilerinin tepkisi sonucu, hükümet tarafından son üç yıldır piyasaya müdahale için görevlendirilen TMO da artık yok. Üretici örgütsüz, tek başına tüccarla karşı karşıya… Bu tablonun oluşmasının gizli mimarlarından fındık lobisinin “derin müdahaleleri” sürüyor. “Stok fazla”, “Dünya fındık üretiyor”, “Çok pahalı, Avrupa ürün almaktan vazgeçip alternatif ürüne yönelir”, “Karadenizli fındık toplamaya bile tenezzül etmeyip fındık işini ele yaptırıyor” vb. sözler üzerinden sürdürülen psikolojik savaş hiç eksik olmuyor. Peki gerçek nedir? YARIN: Rakipsiz kaliteye rağmen hezimet 21/09/2009 (Evrensel)
Yorumlar
Yeni yorum gönder