2010 YILI BÜTÇESİ: KRİZDEN ÇIKIŞ DEĞİL, KRİZİ FATURALANDIRMA BÜTÇESİ!

Geçtiğimiz hafta Hükümet adına Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2010 yılı
Merkezi Bütçe Yasa Tasarısı'nı açıkladı. 2010 mali yılı bütçe tasarısında merkezi yönetim bütçe harcamalarının büyüklüğü 286 milyar 928 milyon TL, 193 milyar 324 milyon TL'si vergi gelirleri olmak üzere bütçe gelirleri 236 milyar 794 milyon TL, bütçe açığı ise 50 milyar 134 milyon TL olarak öngörüldü. 2010 yılı GSYH'si 1 trilyon 28 milyar 802 milyon TL, büyüme oranı da yüzde 3.5 olarak hedeflendi.
Hükümetin 2010 Merkezi
Yönetim Bütçe Tasarısı'nı Meclise sunmadan önce düzenlediği basın toplantısında açıkladığı verilere göre faiz hariç bütçe giderlerinin 230 milyar TL olarak öngörüldüğü 2010 yılı bütçe tasarısında, cari transferler 102 milyar TL, personel giderleri 60 milyar TL, faiz giderleri 56 milyar TL, Sosyal Güvenlik Kurumu Devlet Primi Gideri 11 milyar TL, sermaye giderleri 18 milyar TL, sermaye transferleri ise 3 milyar 426 milyon TL olarak öngörüldü.
“Krizden Çıkış” için Krizin Faturasını Halka Yansıtan bir Bütçe
Maliye Bakanı Şimşek, 2010 Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı'nı Meclis'e sunmadan önce düzenlediği basın toplantısında 2010 yılı bütçesini ekonomik “krizden çıkış bütçesi” olarak gördüklerini söyledi.
Hükümetten bu tür açıklamalar geldiğinde hemen arkasında bunu nasıl yapacaklarını ortaya koyan formül ifade ediliyor: "2010 BÜTÇESİNDE GİDERLERİ KONTROL ALTINA ALIP, GELİRLERİN ARTMASINI ÖNGÖRÜYORUZ"
2010 yılı bütçesinde giderlerdeki artışı kontrol altına alırken, bütçe gelirlerinin giderlerden daha fazla artmasını öngördüklerini söyleyen Bakan Şimşek şöyle devam ediyor:
“Bütçe açıklarını azaltma amacımızın bir gereği olarak, bütçe giderlerinin GSYH'ye oranını 2009 yılında yüzde 28.2'den 2010 yılında yüzde 27.9'a düşürüyoruz. Aynı şekilde bütçe gelirlerinin 2009 yılında GSYH'ye oranını yüzde 21.5'den 2010 yılında yüzde 23'e yükseltiyoruz. Bütçe gelirlerinin 2009'da GSYH'ye oranını yüzde 21.5'ten 2010 yılında yüzde 23'e çıkarıyoruz. Vergi gelirlerinin oranını da yüzde 17.3'ten yüzde 18.8'e yükseltiyoruz.”
Rakamları aracı ederek yalan nereye kadar söylenebilir?
Çiftçiyi ve çalışanları desteklemeyi sürdüreceklerini söyleyen bakan memurlara ilişkin Hükümet tutumundaki ısrarı yineleyerek bütçesinin sosyal karakterini ortaya koyuyor: "MEMURLARA OCAK VE TEMMUZ AYLARINDA YÜZDE 2.5 ORANINDA ZAM YAPILACAK" Yani memurun reel olarak geliri düşmekte ve satın alma gücü azalmaktadır.
Krizin faturasını nereye kestikleri apaçık ortada.
Ancak hükümete bakılırsa 2010 bütçesinde SOSYAL YARDIMLARA AKTARILAN KAYNAK YÜZDE 26.7 ARTIRILDI. Bu da insanların yardım değil iş istiyorum diyen yurttaşa hükümetin kulaklarını kapattığını, siysal patronajı için bütçeden kendisine makul bir pay bıraktığını gösteriyor.
Aslında bu bütçenin faturayı yine halka keseceğinin en önemli göstergesi rakam kalabalıkları arasında yine de kendisini gösteriyor. Bütçenin sosyal karakteri en çok onun vergi-gelirler öngörüsünde ortaya çıkıyor. 2009 Bütçesine göre, giderlerde yüzde 7.6 ve gelirlerde yüzde 16.1 artış öngörülmesi, yeni vergilerin geleceğini ve borçlanmanın artacağını gösteriyor. Muhtemeldir ki, 2009 için olduğu gibi, 2010 yılında da borçlanma sınırının genişletecek yasa tasarıları gündeme gelecektir.
2010 bütçesinde vergi dışı gelirlerdeki artışında önemli ölçüde zamlarla karşılanacağı anlaşılmaktadır. Elektriğe, doğal gaza, köprülere ve paralı yollara zam yapılması kaçınılmazdır. Kamu mallarına maliyetlerin üstünde zam yapılması gizli vergi anlamına gelir.
Özet olarak, 2010 bütçesi, ekonomide kaynakların etkin dağılımını sağlayacak, ülkenin doğru yatırımlarla krizden çıkmasını sağlayacak, gelir dağılımını düzeltecek bir bütçe olmaktan uzaktır.
Yorumlar
Yeni yorum gönder